Günay Akarsu Üzerine...

Onu yetmişli yıllarda Ankara Sanat Tiyatrosu’nun İzmir Caddesi Ihlamur Sokaktaki salonunun fuayesinde sık sık görmüş, orada tanımıştım…Oyunlara, provalara gelir, çayını sigarasını içer, oyuncularla sohbet ederdi….Kızıla çalan sakalı, ince uzun yüzü, kalın çerçeveli gözlükleri, ince uzun boyu, ve omzuna atılmış çantası hep gözümün önünde…1933 yılında İstanbul’da doğan Akarsu, 49 yaşındayken, 1982 yılının 30 Kasım’ında yine İstanbul’da öldü…İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Elektrik Fakültesi’ni 1962 yılında bitirmişti. Aynı yıl İzlem Yayınevi’ni kurdu. Tiyatroya ilgisi o yıllarda başladı. Yelken, Varlık, Ataç gibi dergilerde eleştiri ve yazıları yayınlandı…Günay Akarsu ile özdeşleşen Oyun Dergisi’ni, yayınevini kurduktan bir yıl sonra, 1963 yılında çıkarmaya başladı… Dergi 1966 yılına kadar yayımlandı…Toplam 29 sayı çıktı. Daha sonra 1970 yılında Tiyatro 70 Dergisini çıkardı. İlk on iki sayının sorumlusu ve yayıncısıydı…Tiyatro 70 daha sonra yayın hayatını sürdürdü…Önemli ve etkili bir dergiydi. Tiyatro eleştirileri, haberler, kısa oyun metinleri, Ayın Oyunu, Ayın Oyuncusu sayfaları, çeviri ya da telif kuramsal yazılar yayınlanırdı…Daha sonra Seçkin Cılızoğlu derginin yönetimini üstlendi ve dergi uzun yıllar tiyatro dünyasındaki önemini ve etkisini korudu. Bilindiği gibi Türkiye’de tiyatro üzerine çıkan dergilerin sayısı azdır. Bu az sayıdaki dergilerin büyük bölümü de ödenekli ya da özel tiyatroların yayın organı olan dergilerdir…O tiyatroların fuayelerinde, oyuna gelen seyircilere satılır, başka yerde de kolay kolay bulamazsınız. Bir görünür bir yiterler… Bu açıdan bakıldığında Günay Akarsu’nun tiyatro dergiciliğinde gerçekten çok önemli bir yeri ve katkısı vardır…

Akarsu, 1979 yılının Mart ayında Oyun Dergisini yeniden çıkardı…Bu ilk sayıya yazdığı “Yeniden Çıkarken” başlıklı yazıda “ Genellikle tiyatroların seyirci sıkıntısı çektiği, dolayısıyla çok yönlü bir bunalıma düştüğü bir dönemde giriştiğimiz bu çaba zamansız gibi görünebilir.  Oysa tam şu dönemde tiyatromuzun bir dönüm noktasında olduğu saptamasından yola çıkıyoruz. Halkımızın tarihsel doğrultuda gelişen bilinçlenmesine koşut olarak tiyatromuzun yarınına umutla baktığımız için bir tiyatro dergisinin gereğine ve işlevine inanarak işe girişiyoruz.” diyen Günay Akarsu, amatör tiyatrolara, gençlik ve sokak tiyatrolarına, sendikaların eğitim tiyatrolarına büyük destek verdi, bu tür etkinlikler derginin sayfalarında her zaman yer buldu. Gençler ve amatörler için umut ve moral kaynağı oldu. 1 Mart 1979 tarihinde çıkan bu ilk sayıda Yılmaz Onay, Murathan Mungan, Bilgesu Erenus, Tan Oral, Işıl Özgentürk, Tahir Özçelik ve Zihni Küçümen gibi isimlere rastlıyoruz…İlk sayıdan sonra derginin yayın hayatına son verdiği 1982 yılının kasım ayına kadar Necati Cumalı, Harika Gürses, Hasan Cemal, Salih Kalyon, Ali Sürmeli, Cengiz Gündoğdu, Oben Güney, Ferdi Merter, Sevda Şener, Mengü Ertel, Attila Dorsay, Meral Taygun, Murat Tuncay, Aziz Nesin ve Orhan Asena yazılarıyla katkıda bulundular…Ayrıca Ohannes Şaşkal ve Semih Acar karikatürleriyle katkıda bulunurlar…Amatör tiyatrolara büyük katkı ve destek sağlayan Günay Akarsu, Amatör Tiyatro Toplulukları İçin Oyun Yarışması da düzenlemişti…Tİ-SAN (Tüm Tiyatro Sanatçıları Birliği) ile ortaklaşa düzenlenen bu yarışmalar gençlere büyük destek olmuştu…Günay Akarsu Tİ-SAN’ın 10 Eylül 1979 tarihinde yapılan 1. Olağanüstü Genel Kurulu’nda da İsmet Ay ve Erol Keskin ile birlikte Onur Kurulu’na seçilmişti…

Ne tuhaf! Bu yazıyı yazmayı planlayıp araştırmaya başladığımda, Milli Kütüphanedeki Oyun Dergilerini alıp da dördüncü sayıdaki başyazısını okuyunca şaşırdım, şöyle diyordu o yazısında Günay Akarsu: “Yıllardan beri değişmeyen bir alışkanlıktır: Ünlü biri öldü mü bütün basın ve yayın organları ölenin arkasından bir ağıt yakma yarışına girerler. Öleni uzaktan yakından tanıyanlar hemen kaleme sarılır ve onunla ilgili anıların, acılarını, izlenimlerini sıralarlar. Bütün unların yapılmasına karşı değiliz elbet, ama sonra da ölen genellikle unutulur. Oysa asıl bundan sonra başlamalıdır,bir sanatçının değerlendirilmesi diyoruz: eğer sağlığında yeterince irdelenmemiş, incelenmemiş, eleştirilmemişse..Ya da sağlığında bunlar yapıldıysa bile artık son noktasını da koyduğuna göre değerlendirilesi için elverişli bir bütünlük elde edilmiştir, onun için nesnel değerlendirme ve eleştiri başlamalıdır.”  Günay Akarsu, hayallerin ve ideallerin henüz satın alınamadığı, reel hayatın yeniden biçimlendirilebileceğine inanılan, arkadaşlık, onur, dostluk, yardımlaşma, sevgi, saygı gibi insani değerlerin henüz varlığını sürdürebildiği, güzel bir geleceğe olan inancın tüm içtenliği ile varolduğu bir dönemde yaşadı. Bilime, bilgiye, sanata, en önemlisi kendisine ve doğaya yabancılaşmamış insana inandı. 49 yıllık kısa sayılabilecek bir ömre çok şey sığdırarak yitip gitti.

                                                                                 Turgay PASİNLİGİL

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !