2001 yılının son günlerinde yitirdiğimiz şarkıcı Gilbert Becaud, ikinci dünya savaşının...
Ortaçağ yılları...Avrupa’da iki soylu sarayda canları sıkılmış, oturmuş konuşuyorlarmış...Vakit geçirmek için bir yarışma yapmaya karar verimişler aralarında... Demişler ki, ikimiz de aklımızdan...
Kediler hep başlarına buyruk, hep bildiğini okuyan bir havada değiller midir? Ne yapacaklarına ya da ne yapmayacaklarına kendileri karar verir...Bakın sirklerde her türlü hayvan vardır...
Biraz geçmişte kalmakla birlikte, günümüzde güldeste (antoloji) üzerine tartışmalar sürüyor...Antolojilere...
Ahmet Altan bir yazısında eylül’de aşk, eylülde acı, eylülde yalnızlık zordur diyor…Eylül...
Onu yetmişli yıllarda Ankara Sanat Tiyatrosu’nun İzmir Caddesi Ihlamur Sokaktaki salonunun fuayesinde sık sık görmüş, orada tanımıştım…Oyunlara, provalara gelir, çayını sigarasını içer, oyuncularla sohbet ederdi….Kızıla...
Hani öyle büyük laflar etmeye gerek yok aslında...Kuramsal sözlere, büyük sözcüklere, derin derin düşünmelere, bakış atmalara gerek yok...Bir birey için...
Emrecan Yavuz da kim diyenlerimiz olabilir aramızda...Emrecan 3 Ağustos 1990 İzmir doğumlu 16 yaşında genç bir piyanist. 1998 yılında...
Yazın nasıl hep aklımız fikrimiz soğuk içeceklerdeyse kışın da, şu soğuk günlerde de hep sıcak içecekler aklımızda…Çaylar, adaçayları, nane limonlar, sahlepler, çorbalar…Değil...
“Vaktiyle Edirne'de içim giderdi, öne arkaya sallanan oyuncak bir atım olması için...Kurulunca, dans ederek yürümeye başlayan çarlistonum; kutusunun kapağı açılınca, süslü bir ev tablosunun...
Amiral sözcüğünü gündelik dilde pek kullanmasak da, hepimizin bildiği, duyduğu bir sözcük...Aslında Arapça...Deniz komutanı, suların emiri anlamına geliyor..."Mir-ül Bahir" ve "Amir-ül...
Son günlerde beni en çok etkileyen haber Mümtaz Sevinç'in ölümü oldu..Yazmadan edemedim...Mümtaz Sevinç adı gibi seçkin, seçilmiş bir insandı...Ona yakışmayan bir son...
Alkış ;dua ve sena anlamında Türkçe bir sözcük aslında... Bir de alkışçı...
İnternet ortamında çokça rastladığım duygusul metinler var: kimi zaman hüzünlü, kimi zaman iç paralayıcı, kimi zaman da coşkulu...Bunların çoğu da -ilginçtir- ya Can...
Şu kış günlerinde, şu öğle üzeri saaatlerinde mis gibi kokan tarçınlı bir sahlebe ne dersiniz? Kim bilir şu anda buğulu camların ardında,...
Sanırım bu takma adların geçmişi yazının tarihi kadar eski...Yontma taş devrinde var mıydı acaba takma adlar ya da "nick name"...